Üye Girişi   Yeni Üyelik
Anasayfa Erkek Hastalıkları Sağlık Haberleri Erkek Ürünleri Erkek Rehberi Doktorunuza Sorun
İlgili Resimler
 
Arkadaşına Gönder
Yorumları Oku/Yaz
 
Facebook'ta Paylaş
Twitter'da paylaş
 
 
Prostat Büyümesi Teşhis Ve Tedavisi
23.10.2010 - 459 defa okundu.

Medical Park Göztepe Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Erol, prostatı şöyle tarif ediyor, “sadece erkeklerde bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan, tabanı yukarıda, tepesi aşağıda, idrar yolunu çepeçevre saran kestane şeklinde üremeye yardımcı bir salgı bezidir.”

Prostatın normal ağırlığının 18- 20 gram olduğunu belirten Prof. Dr. Ali Erol, “Prostatın yaptığı salgılar arasında, meninin sıvılaşmasını sağlayan prostat spesifik antijen (PSA) aynı zamanda hastalıklar açısından da bir belirteç olarak kullanılmaktadır. Prostatın selim büyümeleri yanında, daha fazla oranda olmak üzere kanserlerinde artar. Ayrıca enfeksiyonlar, prostat biyopsisi, sistoskopi, prostat  ameliyatları, idrar sondası takılması gibi sebepler de PSA’yı yükseltebilir” diyor.

İlerleyen yaşla birlikte özellikle 50 yaşından sonra erkeklerin yarısında prostat büyümesine bağlı belirtiler görüldüğünü,  60 yaş sonrası bu oranın yüzde 70’lere kadar çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Ali Erol, prostat ile ilgili soruları yanıtladı.

. Prostat büyümesi ne gibi belirtilere yol açabilir?

Büyüyen prostat bezi mesanenin hemen altında idrar yolunda daralmaya sebep olur. Görevi idrarı depolama ve gereğinde boşaltma olan mesane önündeki engeli yenmeye çalışır. Başlangıçta mesane adalesi kalınlaşarak güçlenir ve idrar akımını devam ettirerek, idrarı tamamen boşaltabilir.

Ancak zamanla prostatın daha da büyümesi veya mesane adalesinin zayıflaması idrarın tamamen boşaltılamamasına sebep olur ve mesanede idrar kalmaya başlar. Mesanede kalan idrar miktarı zamanla artar ve mesane fonksiyonel kapasitesi azalır. Hastalar gündüz sık idrara giderler ve gece idrara kalkmaya başlarlar. Oluşan belirtiler başlıca iki gruba ayrılır; depolama ile ilgili belirtiler ve boşaltım ile ilgili belirtiler.

Depolama ile ilgili belirtiler gündüz sık idrara gitme, gece idrara kalkma, acil işeme isteği ile birlikte sıkışma hissi, tuvalete yetişemeden idrar kaçırmadır. Boşaltım ile ilgili belirtiler ise idrara başlamada zorluk, ıkınarak idrar yapma, idrarın zayıf akması, damla damla veya kesik kesik idrar yapma, idrar yaptıktan sonra mesanenin boşalmama hissidir. İleri dönemlerde hiç idrar yapamama gibi belirtilerle kendini gösterir.

Mesanede artık idrar olması enfeksiyon, taş oluşumuna zemin hazırlar. Enfeksiyon varlığında işeme sırasında yanma, bulanık idrar yapma gibi belirtiler baş gösterir. Ayrıca mesane içindeki yüksek basınç; mesanede keseleşmelere yol açabilir. Bazen de prostat büyümesine bağlı mesane boynudaki toplar damarların genişlemesi ve çatlamalarıyla kanamalar oluşabilir. Özellikle kan sulandırıcı ilaç alanlarda bu daha sık görülür.

Prostatın böbrekten mesaneye açılan idrar yollarına yapmış olduğu baskı sonucu, böbrekte ve idrar yollarında genişleme ortaya çıkabilir. Bu bazen ileri dönemlerde kanda üre ve kreatinin yükselmesiyle kendini gösteren böbrek yetmezliği tablosunu oluşturabilir.

Benzer idrar şikayetleri mesaneyi veya idrar yolunu ilgilendiren başka hastalıklarda da görülebileceğinden, hastalığın ayırıcı tanısı önemlidir. Mesane fonksiyon bozuklukları; şeker hastalığı, damar sertliği, mesane tümörü, idrar yolu enfeksiyonları, mesane taşı, sinir sistemini ilgilendiren hastalıklarda benzer belirtiler görülebileceği gibi, sebebi bilinmeyen mesane aşırı aktivitesinde de sık idrara gitme, gece idrara kalkma, acil işeme isteği ve tuvalete yetişemeden idrar kaçırma gibi belirtiler görülebilir.

Yine idrar yolunda meydana gelebilecek darlıklar da idrar yakınmalarına yol açabilir. Bu gibi darlıklar cinsel geçişli gonore (bel soğukluğu) veya diğer etkenlerle oluşan enfeksiyonlara bağlı olabileceği gibi, travma sonucu da oluşabilir. İdrar sondası veya yapılan endoskopik cerrahi müdaheleler de idrar yolu darlıkları açısından risk oluşturur. 

Kullanılan bazı ilaçlar aşağı üriner sistem semptomlarını oluşturabilir.
 
. Prostat büyümesi tanısı nasıl konur?
Günümüzde geçerli konsept şikayetler olsun olmasın 45 yaşından sonra her erkeğin yıllık kontrolden geçirilmesi gerektiğidir. Bu yalnızca prostatın selim büyümesi için değil, daha da önemlisi habis büyümelerini erken saptamak içindir.

Yukarıda sayılan belirtileri olan hastalarda dünyaca kabul görmüş belirti skorlama yöntemleri vardır. Ayrıca hastaların hayat kalitesi de ölçülür. Bu skorlamaya göre hastalar hafif (0-7), orta (8-19), ve şiddetli (20-35) belirtileri olanlar olarak 3 gruba ayrılır. Daha sonra parmakla rektal muayene, idrar akım hızının ölçümü, idrar tetkiki, ultrasonografik inceleme gibi tetkikler yapılır. Ultrasonografi ile prostat büyüklüğü ve işeme sonrasında mesanede kalan idrar miktarı ölçülür. Ayrıca böbrekler ve mesane incelenerek taş veya tümör gibi başka problemlerin varlığı da ortaya konur.  

Her hastada PSA total ve serbest değerleri bakılmalıdır. PSA değeri yüksek ve/veya parmakla muayenede şüpheli bulguları olanlara transrektal ultrasonografi eşliğinde prostat biyopsileri yapılarak kanser varlığı araştırılır. Böbrek fonksiyonları (üre, kreatinin) bazı hastalarda gerekli olabilir.  

Özellikle genç hastalarda belirtiler ciddi ise ürodinamik tetkikler (basınç akım çalışması) ve üretrosistoskopi (mesane ve idrar yoluna anestezi altında optik cihazlarla girerek, görsel inceleme) yapılabilir.

. Kimler tedavi olmalıdır?
Prostat büyümesine bağlı hiç idrar yapamama nedeni ile sonda takılan hastalar ve sonda çıkartıldıktan sonra da idrar yapamayanlar, birlikte mesane taşı olanlar, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, böbrek fonksiyonlarında bozulma, prostat büyümesine bağlı tekrarlayan kanamaları olanlar cerrahi mutlak müdahele gereği olan hastalardır.

Diğer hastalar için belirtilerin derecesine göre tedavinin yapılıp yapılmayacağı ve ne tedavi uygulanacağı hasta ve doktor arasındaki görüşme sonrası belirlenir.

Hafif derecede belirtileri olanlar (beliriti skoru ≤7) tedavi verilmeksizin izlenebilir.  Bu iki grubun dışında kalan hastalarda prostat hacminin yüksek bulunması tek başına ameliyat gereği değildir. Bu mesanede kalan artık idrar içinde söylenebilir. Ancak prostat büyüdükçe ve artık idrar miktarı arttıkça hastanın şikayetleri de genellikle  artmaktadır. Artık idrarın 150 ml üzerinde oluşu, belirti skorunun 8 ve üzerinde oluşu, en yüksek işeme hızının 15 ml/sn altında oluşu genellikle tedaviye ihtiyaç duyan hastalarda görülür. Tedavi kararı hasta ve hekimin tedavi seçeneklerini birlikte görüşmesinden sonra verilir.

İlk planda ameliyat gereği olmayan orta-ciddi belirtileri olan hastalarda ilaç tedavileri uygulanabilir. Bunlar alfa-bloker, 5 alfa redüktaz inhibitörleri ve kombinasyonları, mesane aşırı aktivitesi olanlarda antimuskarinik ilaçlardır. Bitkisel kökenli ilaçlar da bilimsel olarak yeterli kanıt mevcut olmasa da kullanılan diğer tedavilerdir.

İlaç tedavilerinin başarısız olduğu veya girişimsel tedaviyi tercih eden hastaların önünde iki grup seçenek vardır. 1. grupta minimal invaziv dediğimiz ve hastaya en az travmayı vermeyi amaçlayan tedaviler yer alır.  Bunlar arasında mikrodalga ile ısıtma tedavileri, prostata iğne ile girilerek radyofrekansla ablasyon en sık uygulananlardır.  İğne ablasyon 50 ml üzerindeki prostatlarda tercih edilmez. Bu yöntemlerde uzun süreli sonda taşıma gereği olabilir ve prostat büyüdükçe etkinlik azalır.

Diğer operatif yöntemlere göre etkinlikleri daha azdır. Cerrahi yöntemler arasında lazerler günümüzde yaygınlık kazanmıştır. Çeşitli lazerlerle buharlaştırma yöntemleri uygulanmaktadır. Bunlar arasında yeşil ışık “green light” en yaygın olmakla birlikte kırmızı ötesi “infrared light” dalga boyunda lazerler, thulium, holmium diğer kullanılan lazerlerdir.  Lazerlerin dalga boylarına göre dokuda etkinlikleri farklı olabilir. Holmium lazerler daha çok keserek çıkartma ve taş kırmada başarılıdır.

İnvaziv girişimler sayılan TUR veya açık prostat ameliyatları diğer seçeneklerdir. Çok büyük prostatlarda açık ameliyat gereği hasıl olabilir. İdrar yolundan girerek prostatın parça parça kesilerek çıkarılması işlemi TUR olarak adlandırılır. BUI yöntem halıhazırda en etkili yöntemlerden biridir.

. Prostat kanseri belirtileri nedir, tanı nasıl konur?

Selim prostat büyümesi ve prostat kanseri ayrı hastalıklardır ve tedavileri tamamen farklıdır. Prostat büyümesi ve prostat kanseri aynı anda bir hastada bulunabilir. Prostat büyümesi olmadan da bir hastada kanser meydana gelebilir.

Temelde prostat; salgı yapan bezlerden oluşmuştur ve bir de bu yapının arasında bir destek dokusu mevcuttur. Prostat kanseri çoğunlukla bu salgı yapan bezlerdeki hücrelerin normal yapılarını kaybetmeleri ve anormal çoğalmalarıyla kendini gösterir.

Prostat kanserine özgü özel bir belirti yoktur. Başlangıçta belirti vermeyebilir. Zamanla prostata büyümeye yol açarak aynı selim prostat büyümesi gibi idrar yapmada zorlanma belirtileri görülür.  İlerleyen hastalıkta kemik ağrıları hatta kırıklar, öksürük ve kanlı balgam, karında sıvı toplanması gibi yayılımla ilgili belirtiler ortaya çıkabilir.

Hastalığın sinsi oluşu, erken tanı için şikayet olmaksızın kontrole gitmeyi gerektirir.  Ailesinde birinci derece erkek akrabalarında prostat kanseri olanların 40 yaşından sonra, diğer erkeklerin ise 45 yaşından sonra yıllık rutin kontroller  yaptırmaları gerekmektedir. Bu kontrollerde PSA, parmakla makattan muayene ve gerekli ise biyopsi yapılarak hastalığın tanısı konur.

. Postat kanseri açısından kimler daha çok risk altında?
Genellikle 50 yaş üstü erkeklerde görülmekle birlikte, birinci derece akrabalarında prostat kanseri olanlarda daha erken görülme eğilimindedir. Her 3 prostat kanserinden ikisi 65 yaşın üzerinde görülür. Yaş dışında zenci ırkta, Batılı ülkelerde, daha sık görülür. Ailede prostat kanseri öyküsü olanlarda daha sık görülmesi genlerle ilişkisini göstermektedir. Yüksek yağlı diyet uygulayan ülkelerde daha sıktır. Şişmanlarda  kanserin agrressif türünün daha sık görüldüğü iddia edilmektedir 

. Prostat kanseri için korunma tedbirleri var mıdır?

Diyet değişiklikler prostat kanserini önlemede etkili olabilir. Daha az kırmızı et, yağ tüketimi, daha fazla sebze meyva ağırlıklı beslenme. Soyalı yiyecekleri fazla tüketme. Likopenden zengin gıdalar(pişmiş domates, karpuz ve pembe greyfurt) tüketilmesi, E vitamini, selenium, prostat kanseri riskini azaltabilir. Yeşil çay tüketiminin de prostat kanseri riskini azalttığı öne sürülmektedir. Cinsel geçişli enfeksiyonların riski arttırabileceği iddia edilse de bu konuda görüş birliği yoktur.

. Prostat kanseri tedavisinde neler yapılır?
Tanı konduktan sonra PSA düzeyi, biyopsi bulguları, tümörün hücresel özellikleri, muayene bulguları göz önünde tutularak hastalığın prostata sınırlı olup olmadığı öngörülmeye çalışılır. Gerekirse kemik sintigrafisi, MR, tomografi vb. gibi ek tetkik yöntemleriyle hastalığın yaygınlık derecesi araştırılır. Hastalığın prostata sınırlı olduğu düşünülen ve genel durumu itibarı ile ameliyata engel hali olmayanlarda cerrahi tedavi ön planda düşünülür. Ameliyat olacak hastalarda 10 yıllık bir yaşam beklentisi olması tercih edilir.

Ameliyat yöntemleri arasında açık ameliyat, laparoskopik ve robotik cerrahiler sözkonusudur. Açık ameliyatlar göbek altından veya makatla torba arasından yapılan kesilerle uygulanabilir. Laparoskopi veya onun robot yardımı ile yapılan versiyonu kesi olmaksızın vücuda açılan deliklerle(port) yapılan ameliyatlardır. Hastalarda iyileşme süresi daha kısa, ağrı daha az olmasına karşın yapılan araştırmalar kanser kontrolü ve komplikasyonların yüzdesi açısından açık cerrahiden üstünlüğünü gösterememiştir.

Radikal prostatektomi, normal prostat ameliyatlarından farklıdır. Burada prostat kapsülü ile prostatın tümü, seminal keseler, gereğinde lenf bezleri çıkartılarak idrar yolu mesane ile yeniden birleştirilir.   Ameliyat sonrası bu birleşme yerinde daralmalar, idrar kaçırma ve sertleşme problemi en sık görülen komplikasyonlardır. Sinir koruyucu cerrahi uygun olan hastalarda iki taraflı uygulanır ise hastaların yarısından fazlasında sertleşme fonksiyonu geri dönebilir. Bunun için ameliyat öncesinde iyi bir sertleşme fonksiyonu olması ve ameliyat sonrası uygulanacak rehabilitasyon programı önemlidir.

Prostat kanseri ileri yaş hastalığı olduğundan, hastaların bir kısmında kalp, akciğer problemleri gibi eşlik eden başka hastalıklar vardır. Yine ileri yaş, yaşam beklentisinin azlığı gibi faktörler ameliyat dışı diğer tedavileri gündeme getirebilir. Bunlar arasında Radyasyon teknikleri(ışın tedavisi) ilk akla gelendir. Radyasyon çeşitli şekillerde verilebilir. Brakiterapi (radyoaktif çekirdeklerin prostat içerisine yerleştirilmesi) anestezi gerektirir. Kullanılan radyoaktif maddelere göre hızlı veya yavaş dozda yapılabilir. 

Prostat içerisinde bilinen diğer yöntemlerden daha fazla radyasyon verirken, diğer komşu organlara daha az zarar vermesi avantajıdır. Diğer radyasyon tedavileri vücut dışından verilir. Konformal radyoterapi, IMRT(“intensity modulated radiotherapy”)  , konvansiyonel yöntemler göre daha yüksek dozda radyasyon sağlar.    Prostata komşu mesane, kalın barsağın son kısmı, idrar yolu, sertleşmeyi sağlayan sinirler radyasyon tedavilerinden etkilenebilir.  Radyasyon tedavileri sırasında hormon tedavileri de bir süre kombine edilebilir.

. Yaygın hastalıkta tedavi şansı var mıdır?
Yayılmış hastalıkta tam tedavi şansı kalmamıştır. Ancak hormon tedavisi hastaların çoğunda ilerlemeyi durdurur. Bu süre ortalama 2 yıldır. Her hastada aynı etkiyi sağlayamamanın nedeni tümörlerin hücresel özellikleri ve saldırganlığının farklı oluşundandır. Kemik yayılımı olan hastalarda ilaç tedavilerinin yanı sıra koruyucu ışın tedavileri yapılabilir. Hormon tedavisine direnç kazanan hastalarda kemoterapi başarısı sınırlıdır. Hastalığın daha ileri dönemlerinde destekleyici tedaviler ve ağrı tedavisi önem kazanır.

KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Prostat Hastalıklarında Artış

Prostat Hastalıklarında Lazer

Prostat Kanseri ve Tedavisi

Prostat İltihabı

Prostat Büyümesinde Tedavi Seçenekleri

Prostat Tedavileri ve İdrar Kaçırma

Prostat Kanseri ve PSA Testi Nedir?

Prostat Tedavisinde Greenlight

Prostatit

Prostat Kanseri Sinsi Bir Hastalıktır

 

 

« Geri
  Yorum Ekle
Mesaj :
Güvenlik Kodu :
 
Erkek Rehberi
Cinsel Sorun
Tedavi Merkezleri
Cinsel Terapi
Uzmanları
Prostat Hastalıkları
Tedavi Merkezleri
Tüp Bebek/Kısırlık
Merkezleri
Saç Ekim
Merkezleri
Fitness
Merkezleri
Anket
Sizce sağlıklı bir erkek aşağıdaki özelliklerden en başta hangisine sahip olmalıdır?
Gençlik
Adaleli bir vücut yapısı
Cinsel güç, performans
Ruh sağlığı
Göbeksiz sıkı bir karın
Kırışıksız, canlı bir cilt
Gür ve sağlıklı saçlar

Ankete katılmak için lütfen giriş yapınız. Giriş için tıklayınız.

Anket Sonuçları
Künye | Danışma Kurulu | Üyelik | Reklam | Gizlilik | Yasal Uyarı | İletişim Bilgileri
Copyright © 2009 Sagliklierkek.com | Tüm hakları saklıdır. | Web Tasarım ve Programlama Grimor